Protege Moi 的个人资料QUIJOTESCO照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
|
2月16日 Yeni Bir Sayfada Sana BakmakHerşey yapilabilir Bir beyaz kağıtla Uçak örneğin uçurtma mesela Altına konulabilir Bir ayağı ötekilerden kısa olduğu icin Sallanan bir masanın Veya siir yazılabilir Süresi ötekilerden kısa Bir ömür üzerine... Bir beyaz kağıda Herşey yazılabilir Senin dışında Güzelliğine benzetme bulmak zor Sen iyisimi sana benzemeye çalış Herşeyden, Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor Belki tabiattadır çaresi Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin Ve benim Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim Anlarım bitkiden filan Ama anlatamam Toprağın güneşle konuşmasını Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla... Sen bana ışık ver yeter Bende filiz çok Köklerim içimde gizlidir Gelen, giden, açan, soran, bere, budak yok Bir şiir istersin "İçinde benzetmeler olan" Kusura bakma sevgilim Heybemde sana benzeyecek kadar Güzel bir şey yok... Uzun bir yoldan gelen Tedariksiz katıksız bir yolcuyum Yaralı yarasız sevdalardan geçtim Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu Herşeyi anlattım Olan olmayan acıtan sancıtan Bilsem ki sana varmak içindi Bütün mola sancıları Bütün satabilize arkadaşlıklar Daha hızlı koşardım Severadım gelirdim Gözlerinin mercan maviliğine... Sana bakmak Suya bakmaktır Sana bakmak Bir mucizeyi anlamaktır Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır Aşk sorgusunda şahanem Yalnız kelepçeler sanıktır Ne yazsam olmuyor Çünkü bilenler hatırlar Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar Bahçıvanlar değil tüccarlardır Sen öyle göz Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı Sen teninde cennet kayganlığı iken Sana şiir yazmak ahmaklıktır... Bir tek söz kalır Dişlerimin arasından Ben sana gülüm derim Gülün ömrü uzamaya başlar Verdiğim bütün sözler Sende kalsın isterim Ben sana gülüm derim Gül sana benzediği için ölümsüz Yazdığım bütün şiirler Sana başlayan bir kitap için önsöz... Sana bakmak Bir beyaz kağıda bakmaktır Herşey olmaya hazır Sana bakmak Suya bakmaktır Gördüğün suretten utanmak Sana bakmak Bütün rastlantıları reddedip Bir mucizeyi anlamaktır Sana bakmak Allah'a inanmaktır... Yılmaz Erdoğan 11月29日 Acil Şifalar (Yılmaz Erdoğan)bahçe kapısından sızdılar... şimdi şifa niyetine giriyorum sulara mavisine değil denizin sade Tuzuna. 10月30日 Bu Yol Nereye GiderBU YOL NEREYE GİDER
bir kuğunun boynuna dokunurken…
yol bir yere gitmez
içerde düz saçlara uğrar ayak üstü bir akşamüstü her plansız ürperişin sonu hüsran ve hüsran çok sanat müziği bir kelimedir yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir yol yoluyla gidebilir yare yoldan çıkabilir apansız ve ömür bitebilir yoldan önce ama yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir yaşamak hızlı bir ölme biçimidir düşünce ışıktan yavaşsa erken gidilmelidir gerdan sözcüğüne bir kuyumcuda da rastlayabilirsin bir kasapta da kalbin sızlamaz bir kuzu yüreğini vitrinde görünce o bir beslenme biçimidir ama korkarsın kurdun sevdiği havadan ayakkabı yaparsın yılandan yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir her garantiyi istersin hayattan oysa ölümle yaşam arası uzun malum ince bir yol bir yere gitmez o bir ölme biçimidir iyi yolculuklar denmez bir gidene yapılamaz çünkü çok yolculuk bir seferde yolcu denmez her gidene herkes o yolun taraftarı olmayabilir hiç bir sürgün gittiği yolu sevmez mesela yol bir yere gitmez o bir susma biçimidir soğuk bir taşıtın uğultusunda YILMAZ ERDOĞAN Öyle Bakma Çünkü...ÖYLE BAKMA ÇÜNKÜ...
güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden dünyaya, hayret, hasret ve biraz da bayat bayram şekeri kederiyle bakan,aklı canbaz, yanağı al, sesi çilek aroması bir çocuk oturuyor gözlerinde... YILMAZ ERDOĞAN 10月27日 "Sour Times" (Portishead) LyricsTo pretend no one can find, The fallacies of morning rose, Forbidden fruit, hidden eyes, Courtesies that I despise in me Take a ride, take a shot now. Cause nobody loves me, It's true, Not like you do. Covered by the blind belief, That fantasies of sinful screens, Bear the facts, assume the dye, End the vows no need to lie, enjoy, Take a ride, take a shot now. Cause nobody loves me, It's true, Not like you do. Who oo am I, what and why? Cause all I have left is my memories of yesterday, Ohh these sour times. Cause nobody loves me, It's true, Not like you do. After time the bitter taste, Of innocence decent or race, Scattered seed, buried lives, Mysteries of our disguise revolve, Circumstance will decide. Cause nobody loves me, It's true, Not like you do Cause nobody loves me, It's true, Not like you Cause nobody loves me, It's true, Not like you do 10月23日 AyrılıkDuracağım burada Gidişini seyredeceğim Kıpırtısız, sakin gibi görüneceğim Kavgasız olacak, fırtınasız olacak Saçma sapan olacak Organlarım birbirine vuracak Arkandan sessiz bakacağım Ben yine salağı oynayacağım... Gönlüme bir kor düşer Gitme öyle zamansız Önce hayaller biter Yanar külsüz dumansız Baharlar hiç gelmez Mevsim hep kış olur Günlerime güneş doğmaz Hislerim uyur Dilimden hiç düşmez Adın hasret olur Yüreğimde sızı dinmez Gülmek güç olur Ayrılıklar yara açar yara üstüne Yağmur ağlar sensizliğe iç çekişime Sensiz olmaz bu yerlerde dünya dar olur Eğer gidersen bu aşka çok yazık olur gittin hayaller yandı kül yok duman yok hiç hiç bişey yokkk 10月21日 Sevgilim Yoksa Sen?
AnkaraAnkara'ya öyle yakışırdı ki kar.. Yılmaz Erdoğan LavinyaSana Gitme Demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al Günün en güzel saatleri bunlar Yanımda Kal. Sana Gitme Demeyeceğim Gene de sen bilirsin Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim İncinirsin Sana gitme demeyeceğim Ama gitme lavinia Adını gizleyeceğim Sen de bilme Lavinya Özdemir Asaf LiliyarLİLİYAR Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu Kuklalar titremesin ne yapsın Kuklaların kukla olmadığı besbelli Lilinin çekip gideceği besbelli Lilinin dönüp geleceği besbelli Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris'nin Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili Ekmek ne kadar Allahınsa Lili de o kadar Allahın Lili Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil Olamaz Üsküdar'dan geçeriken bulduğun mendil Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Lili Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili Sen daima güzeller güzelini bulursun Lili Sen istesen de taş yürekli olamazsın Sen daima güzeller güzeli olursun Lili Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili Demek sen gidiyorsun Lili Bizi öpmeden mi gideceksin Lili Lilinin güneşin altında duruşu yok mu Perdeleri sıyırıp çirkin adamı burnundan yakalayışı yok mu Eline bavulunu alışı yollara koyuluşu yok mu Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu Yaklaşıp onu saçlarından yakalayışı Uzaklaşıp yollarda yol oluşu yok mu Lilinin bir tavşan gibi koşuşu Keklik gibi dönüp bakışı ve yıldırım gibi koşuşu yok mu Adam da tam o zaman kapıdan çıkmaz mı dışarı Lilinin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu Ben konuşmasını bilmem Lili Sezai KARAKOÇ ANNABEL LEEANNABEL LEE
Seneler, seneler evveldi; O çocuk ben çocuk, memleketimiz Bir gün işte bu yüzden göze geldi, Biz daha bahtiyardık meleklerden Sevdadan yana, kim olursa olsun, Ay gelip ışır hayalin eşirir Güzelim Annabel Lee;
Edgar Alan POE
It was many and many a year ago, She was a child and I was a child, And this was the reason that, long ago, The angels, not half so happy in Heaven, But our love it was stronger by far than the love For the moon never beams without bringing me dreams |
|||||
|
|